BİYOGRAFİ

Ana Sayfa » BİYOGRAFİ

1960 yılında Adıyaman’ın Besni İlçesi’nin Camuşcu Köyünde doğdu. Babası Molla Vakkasoğlu Ali Hoca (rh. a)’dir. Yazarın üzerinde babasının son derece büyük bir etkisi mevcuttur. Âlim bir zat olan Ali Hoca bayramlar hariç bütün yılı oruçla geçiren ömrünün çok büyük bir kısmını Kur’an-ı Kerim okuyarak ve anlamaya çalışarak geçiren muhterem bir zattır.

 

Çocuklarını İslam Dini’ne göre yetiştiren ve ilim öğreten Ali Hoca’nın en büyük emellerinden birisi çocuklarının İslam’a hizmet etmek için mücadele etmesidir. Bizzat Şahımerdan Sarı Hoca’nın ifadesi ile babası “ilim aşığı” bir kimseydi. Hatta çocukları yaramazlık yaptığı zaman kitap okuyorlarsa bütün kızgınlığı geçiyordu. Annesi Aişe Hanımefendi (rh. a) her zaman kocasının hizmetinde olan İslami hassasiyeti son derece yüksek olan bir şahsiyetti. İşte Hocaefendi bu ailenin içerisinde ilk İslami eğitimini aldı.

 

Esasen Şahımerdan Sarı Hoca’nın babası İslami eğitimin içerisinde yetişmiş hem âlim hem de köklü bir aileye mensuptur. Seyyid Molla Vakkasoğlu Ali’nin babası Molla Ebu Zer (rh. a) Urfa’dan Besni’ye hicret etmiştir. Osmanlı Devleti’nde Molla Ebu Zer (rh. a)’in babası Hacı Muhammed Efendi (rh. a) Urfa Müftüsü olarak görev yapmıştır. Hacı Muhammed Efendi (rh. a)’in babası Küçük Hafız Efendi (rh. a) ise yine Osmanlı Devleti’nde Urfa Kadılığı yapmıştır. Dolayısıyla Şahımerdan Sarı Hocaefendi ailesinden gelen İslami bir terbiye ile islam’a hizmet etme gayreti içinde olmuştur.

 

Şahımerdan Sarı Hoca, resmi olarak ilk tahsiline doğduğu köyde başlamıştır. İmam Hatip orta kısmını Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta devam etmiştir. İmam Hatib’in lise bölümünü ise Karaman, Gaziantep ve Adıyaman illerinde tamamlamıştır. 1978 yılında 18- 19 yaşlarında cami imamlığı yapmıştır.. Bu dönem içerisinde insanların İslam’ı tanıması için elinden gelen gayreti sergilemiştir. İmamlık yaptığı sıralarda 163. maddeden DGM’de yargılanmış ve beraat etmiştir. 1995 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı görevinden istifa ederek ayrılmıştır.

 

Şahımerdan Sarı Hocaefendi 1997 yılında devlet içine sızmış ideolojik bir takım derin mihrakların kurduğu mizansen ve iftiralar sonucu cezaevine girdi. Bilindiği gibi 28 Şubat 1997 tarihinde devleti yöneten bürokratlar eşi benzeri görülmemiş bir zulüm uygulamışlardı.  Müslümanların son derece ağır mağduriyetler yaşadığı o kara günlerde Gaziantep’de Şahımerdan Sarı Hoca insanlara marufu (iyiliği) anlatıyor, kötülükten sakındırmaya çalışıyordu.. Tabiki bu durum ülkeyi kaos’a sürüklemek isteyen belli başlı çevreleri rahatsız ediyordu. Şahımerdan Sarı hocaefendi  Sık sık ‘örneğimiz ve önderimiz Hz. Muhammed (sav)’ diyordu. Yani işi gücü insanlara İslamı tebliğ etmekti. Önce Şahımerdan Sarı Hoca’yı kendi safına çekmek isteyen FETÖ örgütü kabul etmeyince, tahrikler, tehditler ve şantajlarla Şahımerdan Sarı Hoca’yı kendilerine boyun eğdirmeye çalıştı. Böylesine zorlu bir zamanda bir takım bahtsızlar İncil satan bir kitapevine bomba atarak 1 kişinin ölümüne 25 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Nasıl olduysa bombayı atanlar 1 gün sonra yakalandı  ve müebbet hapis aldılar fakat itirafçı statüsünde kısa bir zaman sonra müebbet olan hapislerini yatmadan hepsi serbest bırakıldı.

 

Bu yakalananlar çeşitli telkinlerle (işkencelerle) ve tertiplerle bomba atma emrinin Şahımerdan Sarı Hoca tarafından verildiğini iddia ettiler. Hocaefendi bu olay üzerine tutuklandı. Mahkeme bombaların izini sürmedi? Nereden gelmişti? Kim getirmişti? Meçhuldü. Tek kelimeyle çalıntı olduğu kayda geçti. Ayrıntıya girilmedi. Hocaefendi ile Fuar eylemi arasında somut bir bağlantıda bulunamadı. Hocaefendi, fuara atılan bombalardan değil, örgüt kurmaktan 18 yıl 6 ay ceza aldı. Aslında örgüt dedikleri şeyde ispatlanamamıştı. O dönemde Vakit Gazetesi yazarı Hasan Karakaya, mahkeme karar vermeden önce bir takım siyah elbiselilerin hâkimlerle konuştuğunu karar ‘’beraat’’ olacakken cezaya döndüğünü yazdı. Yani ortada bulunan bütün deliller Hocaefendi’nin korkunç bir komploya kurban gittiğini apaçık bir şekilde gösteriyordu. FETÖ ve benzeri çeteler kurban istiyordu. Münkerin iktidarda  kalmasını, Marufu anlatan Şahımerdan Sarı Hoca’nın yok edilmesini istiyorlardı.

 

Fakat Hocaefendi yılmadı 10 yıllık bir hapis hayatında da durmadı. Çünkü o Allah’a bir ‘’ahd’’ vermişti, durmamalı, yılmamalıydı. Esaret altında çok zor şartlar altında  “Ahde Vefa”, “Dinlerin Tasnifi”, “Kelime -i Tevhid ve Manası”,  “İslam Akaidi”, “Fıkıh Usulü”, “Tefsir Usulü”, “Hadis Usulü” ve “İbadetlerin Tasnifi” kitaplarını kaleme aldı.

 

2007 itibariyle cezaevinden çıkar çıkmaz, 28 Şubat dönemi takipçi ve tacizci faaliyetlerini sürdüren, 24 saat yasadışı faaliyetleriyle hiçbir ahlaki ve hukuki kural tanımayanlar, 2009’da ise yeniden düğmeye basıp Şahımerdan Sarı Hoca’yı tekrar tecrit ve hapis ortamına almayı hedeflediği anlaşılan, bunun için yasadışı FETÖ talimatları çerçevesinde hareket ettikleri ülkemizde emsal teşkil eden davalarla da ortaya çıkan polis ve yargı üyelerinin, Anadolu’nun mütevazı bir mahallesinde ve tüm bölgesinde sevilip sayılan Şahımerdan Sarı Hoca hakkında, hukuki temelden yoksun bir iddianame ile “Vasat terör örgütü lideri” ilan edilerek, büyük bir hataya, iftiraya ve komploya maruz bırakıldı.

 

Zulme karşı mücadele eden Şahımerdan Sarı Hoca sevdiklerinden uzaklaşarak Irak / Erbil ‘e hicret etme kararı aldı. Bir süre İslami davet çalışmalarını Erbil’de devam eden Hocaefendi’yi FETÖ örgütü orada da rahat bırakmadı ve Bölgesel Kürt yönetimindeki örgüt militanlarını harekete geçirerek Hocaefendi’nin gözaltına alınmasını sağladılar. Hiçbir suçlama yapılmayan Şahımerdan Sarı Hoca yaklaşık 4 yıl Irak/Erbil Tefvik cezaevinde esaret altında yaşamaya mahkum edildi, son olarak Şahımerdan Sarı Hoca IBKY tarafından Türkiye’ye 13.02.2018 Salı günü iade edildi. Bakırköy Adliyesinden, Metris cezaevine oradan da Silivri cezaevine gönderildi.

 

Şahımerdan Sarı Hoca evli ve 7 çocuk babasıdır. Kendisi Türkiye’de delilleriyle Hanifi fıkhını iyi bilen bir ‘’Fakih’’ olmakla beraber dünyada İslam Akaid’inde ilmiyle ön plana çıkan önemli  bir Âlim’dir.

Şahımerdan Sarı

Hoşgeldiniz
  • Abdullah musaGünümüz ilim ehlinin bu konuda göstermiş oldukları gafletvari durumları alimin alime sahip çıkmamasının göstergesidir . İlim ehlinin bu suskunluğu Ümmet için gerçekten ileriki zamanlarda tehlikenin işaretidir . Şahımerdan Hocaefendi bu suskunluğu yık
  • Haci Mustafa CelikRabbim Hoca'yı tez zamanda esaretten kurtarsın.
  • HamzaDüya değil ahiret alimi olan Şahımerdan sarı yıllardır iftiralar neticesi ömrünün çoğunluğunu zindanlarda geçirdi artık bu zulüm bitmeli inzanların türkiye nin ümmetin Şahımerdan hoca gibi değerli Alimlere ihtiyaçları var
  • Özkan M.Allah yar ve yardimcisi olsun hocaefendinin.
  • Yusuf AbdusSelâmÖncelikle görevimiz olarak her ferd ihlasla Allah'a dua etmelidir. Fiili olarak da Şahımerdan Sarı Hoca'nın esaretten kurtulması için medyada bayağı çalışmalar yapıldı ancak bizzatihi bazı ilim ehli muteber Âlimlerin de bu konuda harekete geçmesi içi

FACEBOOK'TA ŞAHIMERDAN HOCA